(Nietzsche’yi susturmak, çöküşün sesini bastırmaktır) Ayşe Nart Nietzsche’nin deliliği, belki de Tanrı’nın ölmediğini, yalnızca yer değiştirdiğini gören tek kişinin taşıdığı bir cezaydıö kimbilir? Çünkü o, Tanrı’nın ölümüyle açılan boşluğun sadece bir inançsızlık değil, aynı zamanda bir otorite krizi olduğunu çok önceden sezmişti. İnsanlık, özgür kaldığını düşündü. Ama zincirleri çıkardığında, boynunun çıplaklığıyla ne yapacağını bilemedi. Ve…
Ayşe Nart Ben bir yazar ve resim sanatçısıyım. Ve zamanla şunu fark ettim: Bir kitabın ne anlattığından çok, kime ne hissettirdiğiyle ilgileniyorum artık. Yazdığım bir roman üzerine yapılan yorumları okurken, çoğu zaman gözüm cümlelerde değil, cümlelerin altındaki seslerde takılı kalıyor. Çünkü bir okurun yorumu, aslında o esere dair değil; çoğunlukla kendi iç dünyasına, geçmişine, kırılmalarına…
Türkiye, Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ten sonra bir lider çıkaramadı. Bugün gelinen nokta da bunu açıkça göstermektedir. Atatürk, yalnızca bir ulus kurmakla kalmadı; aynı zamanda çağdaş, akıl ve bilim temelli bir toplum inşa etti. Ne var ki, ondan sonra gelen her siyasi figür, onunla kıyaslandı. Bu kıyaslama, yalnızca yeni liderlerin toplum nezdindeki kabul görmesini sarsmakla…
Türkiye, yalnızca bir siyasal lideri değil, aynı zamanda bir çağı, bir rejimi ve köklü bir zihniyeti geride bırakmaya çalışıyor. Erdoğan dönemi, klasik bir sağ muhafazakar iktidardan çok daha fazlasıydı. Bu dönem; toplumsal dokuyu, devletin yapısını ve bireyin düşünme biçimini derinlemesine dönüştüren uzun soluklu bir süreç oldu. Bu yüzden Erdoğan’ın sahneden çekilmesi, bugünkü sorunların sonu anlamına…
Ben bir tarihçi değilim. Akademisyen hiç değilim. Bu yazı da bir akademik metin değil; bir entelektüel sorgulamadır. Bir hüküm değil, unutulanı hatırlatma çabasıdır. Türkiye, kendi tarihine hiçbir zaman dürüstçe bakmadı. Ne zaman geçmişiyle yüzleşmesi gerekse, milliyetçiliğin arkasına saklandı. Tarihini hep bir övünç kaynağı olarak gördü, hiç hesap vermedi. Eleştirmek yasaklandı, sorgulamak suç sayıldı. Ama bilinmelidir…
Günümüzde giderek yaygınlaşan bir toplumsal söylem, “her inanca saygı duyulmalıdır” önermesini, eleştiriden bağışık bir ilke gibi mutlaklaştırmaktadır. Bu ilke, yüzeyde hoşgörüye ve çoğulculuğa hizmet ediyor gibi görünse de, derin yapısında özgür düşünceyi baskılayan, sorgulama hakkını törpüleyen bir sessizlik dayatmasına dönüşmektedir. Özellikle semavi dinler söz konusu olduğunda, bu saygı talebi çoğu zaman bireyin eleştirme hakkının önüne…
“Bu yazı, bir Çerkes olarak kendi toplumumun diasporadaki tarihsel yönelimlerini, kültürel zayıflıklarını ve yüzleşilmemiş hakikatlerini eleştirel bir gözle değerlendirme çabasıdır.” Çerkesler, 19. yüzyılda tarihin en kitlesel sürgünlerinden birine maruz kaldılar. Ancak bu büyük travma, kolektif bir hafızaya, kurumsallaşmış eğitime ya da kalkınmacı bir vizyona evrilmedi. Acı, bir anlatıya; göç ise nostaljik bir ağıta dönüştü. Onur…
Bu yazı bir çağın fotoğrafıdır. Ne bir ajitasyon, ne de nostalji içerir. Amaç, Türkiye’nin geçirdiği dönüşümün yalnızca sonuçlarını değil, o sonuçlara nasıl sürüklendiğimizi gösterebilmektir. Bu dönüşüm ne tanklarla geldi, ne de bildirilerle. Sessizce yürüdü; ezberlerle, simgelerle, yasal düzenlemelerle ve nihayetinde alışkanlıkla. Kimse tam olarak ne zaman başladığını bilmedi ama herkes bir gün eski olanın çoktan…
Narsisizm, kişinin kendisini aşırı önemli görmesi, sürekli ilgi ve hayranlık beklemesi, eleştiriye tahammül edememesi ve empati kurma kapasitesinin zayıf ya da hiç olmamasıyla tanımlanan bir kişilik yapılanmasıdır. Bu özellikler bir spektrum üzerinde farklı yoğunluklarda görülebilir; ancak gerçek bir narsistle yakın bir ilişkide bulunmak, zamanla ruhsal sağlığınızı tehdit eden toksik bir deneyime dönüşebilir. Eğer narsist bir…
Toplumsal cinsiyet rolleri yalnızca erkekler üzerinden değil, kadınlar üzerinden de sorgulanmalıdır. Kadınların toplumda ikinci sınıf olarak görülmesinin ardında, bazı kadınların bağımsızlık talep etmemesi ve geleneksel rollerin konforuna sıkı sıkıya tutunması da vardır. Evet, bu durumun temelinde toplumsal yapı, dinin etkisi ve kültürel öğretilerin etkisi büyüktür. Ancak çocukluktan itibaren işlenen kalıplar, birey sorgulamadıkça değişmez. Kadınlara evde…
Not: Ben bir roman yazarı, resim sanatçısı ve sosyal pedagogum. Tıp doktoru değilim. Ama sorgulamanın, şüphenin ve merakın bir mesleği yoktur. Çünkü hakikate giden yol, çoğu zaman meslekî uzmanlıktan değil, vicdanlı bir sorgulamadan geçer. Ben, her şeyi sorgulayan, hiçbir şeyi mutlak kabul etmeyen biri olduğum için varım. Bilimin özgür olduğu yerde hakikat filizlenir. Oysa biz,…
Denne tekst om Gud er resultatet af en personlig refleksion, båret af min fornuft og min samvittighed. Den søger ikke at manifestere en ultimativ sandhed, men udtrykker den tankebane, jeg har fulgt i mit indre. Bøn betragtes af mange som et religiøst ritual. Men i sin dybere essens er bøn en affirmation, en transformation af…
Tanrı’ya dair bu yazı, benim aklım ve vicdanımla yaptığım kişisel bir sorgulamanın ürünüdür; hakikati değil, kendi düşünce yolumu yansıtır. Dua, çoğu insan için dinsel bir ritüel olarak görülür. Oysa dua, aslında bir olumlamadır. Düşünceleri sese dönüştürmek, bilinçli bir şekilde içsel bir enerji yaratmaktır. Dua, evrene yöneltilen bir dilek değil, insanın kendi içindeki gücü keşfetme aracıdır.…
Udforsk inspirerende historier og ekspertindsigter. Denne sektion fremhæver formålet med bloggen, ved at tilbyde engagerende historier, ekspertudtalelser og værdifulde indsigter, som læserne kan lære og vokse af.
Gerçek vatan, nerede başlar? “Vatan” kavramını yalnızca bir coğrafya, bir siyasi yapı ya da bir kimlik sembolü olarak görmek benim için yetersiz. Vatan, insanın ruhuna dokunan, ona güven ve huzur veren, aidiyet duygusuyla örülmüş bir varlıktır. Eğer bir toprak parçası artık sana güven ya da huzur vermiyorsa, oraya duyduğun aidiyet de sessizce erir. İnsan, yalnızca…
Türkiye’de entelektüel yok. Bu elbette herkes için geçerli değil, ama genellemenin işaret ettiği ciddi bir gerçek var. Akademisyenler var. Bilgili insanlar da var. Fakat gören, sorgulayan, derinleşen, içselleştiren, düşündüğünü davranışa yansıtan entelektüel neredeyse yok. Çünkü bilgi, burada bir donanım değil, bir süs. Ama entelektüellik, sadece bilgiye sahip olmakla değil, o bilgiyi nasıl taşıdığın, nasıl düşündüğün…
Geleceğin doktorları kod yazacak, veri okuyacak ve yapay zekâyla karar verecek. Tıbbın kutsallığı yıkılıyor. Yerine algoritmalar geçiyor. Tıpta Rol Dönüşümü: Robotik Çağda Doktorun Yeni Kimliği Uzun yıllar boyunca doktorlar, toplumsal hiyerarşide ayrıcalıklı bir konuma sahipti. Bilgiye ulaşımda tekel konumundaydılar; tanı koymak bir ustalık, tedavi ise adeta bir sanat sayılırdı. Onlar hatırlayan, karar veren, kutsallık atfedilen…